Anasayfa
Kurumsal
Birimlerimiz
Hizmetlerimiz
Anlaşmalı Kurum Kuruluşlar
Hasta Hazırlığı
İletişim
Doktorlarımız
S.S.S.
Sıkça Sorulan Sorular
MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) nedir?
Manyetik Rezonans Görüntüleme büyük mıknatıslarla oluşturulan güçlü manyetik alan içinde radyo dalgaları kullanılarak belirli anatomik yapıları, diğer yapılardan net olarak ayırt etmek, sağlıklı ve hastalıklı dokular arasındaki farklılıkları saptamak ve tanımlamak için kullanılan bir tıbbi tekniktir. Bu özelliğiyle de çok küçük bebeklerde ve hamilelerde bile ( hamileliğin ilk üç ayında mutlak bir gereklilik olmadıkça tercih edilmez) tanısal amaçla güvenle kullanılabilen bir yöntemdir. Ayrıca MR uyumlu anestezi cihazları yardımıyla kapalı yerde bulunma korkusu olan hastalarda, yaş olarak çok küçük çocuk ve bebeklerde, içeride hareketsiz kalamayacak hastalarda güvenli bir şekilde çekim yapılabilmektedir.
MRG vücudun değişik bölgeleri için değişik amaçlarla uygulanabilir. Migren, baş ağrılarında, nörolojik rahatsızlıklarda, beyin tümöründen şüphelenilen hastalarda, epileptik nöbet geçiren hastalarda, göz, kulak, çene eklemi problemi olan hastalarda, omurga problemi, disk kaymaları ve disk fıtıklarında, omuz, diz gibi eklemler ve bağların değerlendirilmesinde, spor yaralanmalarında, kalp hastalıklarında, göğüs ve karın iç organ rahatsızlıklarında, kemik yapı rahatsızlıklarında MRG değerlendirme yapılabilir.
ESWL nedir ve hangi hastalara uygulanır?
ESWL, "Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy" teriminin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır ve dışarıdan şok dalga uygulaması yöntemi ile taş kırılması anlamına gelir. Bu yöntemle tedavinin amacı kırılan taşların küçük parçalara ayrılarak idrar ile dışarı atılmasını sağlamaktır. Genellikle 2 cm'den daha küçük böbrek taşlarının tedavisinde ilk seçenek tedavisidir.Ayrıca üreter ve mesane gibi idrar yollarının herhangi bir yerinde mevcut taşların tedavisinde de başarı ile kullanılır.
Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir?
Osteoporoz, kemik erimesi olarak da adlandırılan bu durum kemiklerin incelmesi, zayıflaması ve kırılması ile karakterize bir hastalıktır. Kırk beş yaşından sonra kadınların bir çoğunda osteoporoz görülür. Kemik dokusu sürekli değişen bir dokudur ve kan ile sürekli kalsiyum alışverişi içindedir.
Kemikler yapım ve yıkımın dengede olduğu doğal bir süreç yaşar. Menopoz sonrası yapımın çok azalması ile denge yıkım lehine bozulur. Sonuçta kemik kitlesi menopozu takip eden ilk beş yıl içinde her yıl %3 oranında azalır. Takip eden yıllarda ise her yıl kemik kitlesi %1 oranında azalır. Kemiklerin ve dişleri daha sağlam olmasını sağlayan kalsiyum kasların kasılmasında, kalbin fonksiyonlarında, sinirsel iletilerinin düzenlenmesinde ve kan pıhtılaşmasında görev alır. Menopoz sonrası dönemde östrojen eksikliğine bağlı olarak kemiklerden kalsiyum kaybı artar. Kemikler zayıflar ve küçük darbelerle kırılabilir, 60 yaşından sonra omurgada eğrilmeler ve sırt ağrısı yakınması artar, 70 yaşından sonra kalça kırığı görülme ihtimali artar.
Osteoporoz riskini arttıran faktörler nelerdir?
Vücut yapısı önemlidir, küçük kemikli kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Şişman kadınlarda fazla vücut ağırlığına cevap olarak kemikler gelişir ve fazla miktarda olan yağ dokusunda östrojen üretimi fazla olur bu durum osteoporozu önler. Açık tenli olan, ailesinde osteoporoz problemi olan, diyabet, karaciğer, böbrek hastalığı ve tiroid bezi bozuklukları olan kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Kortizon, epilepsi ilaçları, antiasitler, diyüretikler kalsiyum emilimini engelleyerek osteoporoza neden olabilir. Fazla miktarda protein almak, sigara içmek ve alkol almak kemik erimesini arttırır.
Osteoporozun bulguları nelerdir?
Osteoporoz kronik sırt ağrısına, boy kısalmasına, akşamları bacak kramplarına, eklem ağrılarına, diş kaybına ve dişeti problemlerine yol açar.
Osteoporozun önlenmesinde diyetin önemi nedir?
Diyetle alınan kalsiyum osteoporozun önlenmesinde önemli rol oynar. Birçok kadın besinler ile günde 500mg kadar kalsiyum alabilir. Kalsiyum preparatları alarak ile günlük kalsiyum ihtiyacını (1000-1500mg) karşılamak gerekir. D vitamini kalsiyumun emilebilmesi için gereklidir.Yeterli miktarda güneş ışığı almayanlarda D vitamini eksikliği görülür, bir çok gıda D vitamini ile zenginleştirilmiştir. Kalsiyum emilimi için diyetinizin bir miktar yağ içermesi gerekir. Günlük kalori ihtiyacının %30'unu yağlardan karşılamanız önerilir.
Günlük kalsiyum ihtiyacı ne kadardır?
Yetişkin bir insan için günlük kalsiyum ihtiyacı 800 miligramdır. Menopoz öncesi bu ihtiyaç 1000 mg iken menopoz sonrası 1500 mg'a yükselir. Östrojen tedavisi alan kadınlarda günlük 1000 mg'da yeterli olabilir. Diyet ile alınamayan kalsiyum hazır tabletler veya bazı kalsiyum içeren tabletler ile takviye edilebilir. Kalsiyum tabletlerinin emilimi artacağından yemekle birlikte alınması tercih edilir.
Menopoz sonrası oluşan osteoporozun en iyi tedavisi nedir?
Hormon replasman tedavisinin yanında kalsiyumun emilimini sağlayan kalsitonin hormonu ve kalsiyum alınması ve uzun yürüyüşler menopoz sonrası osteoporozun en iyi tedavisidir.
Check Up Nedir ve Kimlere Uygulanır?
Hastalıkların,özellikle kronik hastalıkların hemen hepsinin belirtisiz ya da günlük yorgunluk ve sıkıntılara bağlı olduğu düşünülen hafif belirtilerle seyrettiği bir dönem vardır.Organların rezerv kapasitelerinin kullanıldığı bu dönemin sonucunda kalıcı hasar ve rezervin tükenmesi ile birlikte de ağır belirtiler ortaya çıkar.Bu noktadan sonra çözümler çok daha pahalı ve zordur. Daha sonra ortaya çıkacak bir hastalığın ya da var olan riskin erken tanısı, uygulanacak check-up(genel sağlık tarama) programları ile mümkündür.
Check-up kimlere uygundur?
-Bir spor dalında faaliyet göstermek ya da bir egzersiz programına katılmak isteyenler bu çalışmalara başlamadan önce,
-Ailesinde diabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol hikayesi bulunan kişiler,
-Sağlıklı yaşamın insanın en değerli varlığı olduğunun bilincinde olan herkes.
Rahim Ağzı Kanseri Nedir ve Belirtileri Nelerdir?
Kadın rahmi gövde ve rahim ağzı kısımlarından oluşur. Rahim ağzı rahmin doğum sırasında genişleyerek bebeğin çıkmasını sağlayan kısmıdır. Bu kısmı oluşturan hücrelerin anormal bölünmesi ve üremesi sonucunda rahim ağzı kanseri oluşur.
Rahim ağzı kanseri, jinekolojik tümörler içinde sağlıklı kadınlarda yapılan düzenli tarama ile önlenebilen yegane kanserdir. Uygulaması oldukça kolay olan Pap-smear testi rahim ağzında kanserleşme eğilimi olan hücrelerin saptanmasını sağlar. Bu hücrelerin kanserleşmeden tedavisiyle tam iyileşme mümkün olur.
Rahim ağzı kanseri oluştuktan sonra lenf bezlerine, çevre organlara ve kan damarları yardımı ile uzak organlara yayılabilirler.
Cinsel temas sırasında kanama veya ağrı, anormal vajinal akıntı veya kanama, bel ve kasık ağrıları en sık belirtileridir
Kalp Çarpıntısı Neden Olur?
Kalp atımlarının hızı, ince bir mekanizma tarafından ayarlanır. Bazen bunu ilaçlar, kafein, nikotin, enfeksiyonlar, yaralanmalar ve stres'ler aksatır.
Bu çarpıntı duygusu, ilk olduğunda, insanı korkutabilir. Buna yol açabilecek etkenler ortadan kaldırılınca, kalp atımındaki bu düzensizlikler çoğu kez kaybolur.
Taşikardi denen durumda, birdenbire kalp hızlı çarpmaya başlar. Bunun nedenleri de, buna yakın bir duygu veren ve adına ekstrasistol dediğimiz ekstra vurumlarınki gibi genellikle önemsizdir. Bununla birlikte, taşikardi dediğimiz bu çarpıntılar devam ederse, klinik muayeneyle birlikte çekilecek bir kalp elektrosu gerçek nedeni ortaya koyar, gereken tedaviyi de belirler.
Bazen, düzenli kalp atımları arasına bir tane ekstra atım, yani ekstrasistol sıkışır.
Birdenbire gelen çarpıntı nöbetleri, çoğu kez dinlenmeyle yatışabilir. Kinin dahil, birçok ilaç çarpıntıyı düzeltip kalp atımlarını normal sayıya indirebilir. Ekstrasistol-ler, genellikle, boynun her iki yanında ve göz küresine hafifçe baskı yaparak düzeltilebilir. Taşikardi çoğunlukla ilaçsız olarak, başlayışındaki gibi birdenbire ve kendiliğinden geçer.
Anasayfa
|
Sıkça Sorulan Sorular
|
Hizmetler
|
İletişim
design & developed by
TREDEAL.com